1993 senesinde İstanbul’a ilk taşındığımızda, rahmetli babam, ablam ve ben İstanbul Şehremini semtinde bir ev kiralamıştık. Şehremini, Topkapı’dan Suriçi’ne doğru girildikten sonra Millet Caddesi boyunca Fındıkzade’ye kadar inen, Çapa Tıp Fakültesi’nden Vatan Caddesine uzanan semt.
İstanbul surları boyunca yerleşmiş bu semtte gezerken, cennet mekan Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerini ve Ulubatlı Hasan’ın destanını rahmetli babamın ağzından dinlerdik. Ben İstanbul’a üniversite okumak için gelmiştim ve o yaşta olmama rağmen Fetih hakkında son derece kısıtlı bilgilere sahiptim. Hikayeleştirilmiş, destanlaşmış olaylar dışında aklımda hemen hemen hiçbir şey yoktu. Bunu da samimiyetle ve üzülerek ifade etmek isterim.
29/05/2020 tarihinde (dün), İstanbul’un fethinin 567. yıldönümünü büyük bir organizasyonla kutladık. Ayasofya’daki Kuran-ı Kerim Tilaveti – Fetih Suresi okunması, sonrasında Cumhurbaşkanımızın konuşmalarındaki vurgular bizleri son derece etkiledi. Sonrasında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan müthiş sinevizyon gösterisini bazen gözlerimiz dolarak, bazen mutlulukla ama her zaman gururla izledik. Türk dehası, İslam’ın şerefli yolu ve kalplerdeki yenilmez iman ile birleştiğinde önümüzde durabilecek hiçbir şeyin olamayacağını yeniden kavradık, hatırladık.
Başta Hz. Muhammed’in (sav) övgüsüne mazhar olmak için, Türk’ün şerefli evladı Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin emrinde çarpışan gazilerimizi, şehitlerimizi anıyor, bu toprakları bize vatan etmek için rahmet-i rahmana kavuşan şühedamızın muazzez ervahına fatihalar ithaf ediyoruz.
